YUSUF İSLAM(CAT STEVENS)
Londra’da doğdu.gençliğinde müziği seçti.cat stevens ismi ile kısa sürede ünü
dünyayı tutan pop şarkıcısı oldu.1977 senesinde müslüman oldu.
Annem İsveçli bir budist,babam ise Kıbrıslı bir rum ortodokstu.Evimizde azçok
hristiyanlık havası vardı.Londra’nın merkezinde katolik okuluna
gönderildim.Orada Allah’a inanmamızı öğrettiler.Allah’a giden tek yolun İsa
aracılığıyla olduğunu söylediler.11 yaşındayken karışık dinlerden öğrencilerin
olduğu bir okula gittiğimde hemen hemen kiliseden ayrılmıştım.Ama İsa’nın
üzerimdeki etkisi,teslis ne manaya geldiğini düşünmeden devam ediyordu.Müziğe
başladığımda dini daha ciddi almam gerektiğine dair duyguya sahip olmama rağmen
sözde hristiyan haline geldim.Pazar günleri günah işleyenlerin affedilmeleri
bana ikiyüzlülük gibi geldi.Bu düşünce kiliseden uzaklaşmama yol açtı.
Bir ara Doğu’nun dini felsefeleriyle ilgilenmeye başladım.Hippilik döneminde
tutku haline geldi.Budizm hakkında kitaplar okumaya başladım.Budizmi kilise
öğretilerinden daha doyurucu buldum.Bu Hristiyan din anlayışına karşı ilginç
alternatifti.ancak pratiği güçtü.Ailemin rum kökenine doğru gittim.Pisogorosu ve
herşeyi matematik formülle sonuçlanabileceğini öğrendim.Ancak bununda pratiğide
mümkün değildi.
1975′te abim Kudüs’e gitmişti.ziyaretinde MESCİD-İ AKSA’da bulunuyordu.Camiye
girer girmez içimde barışçı, doyurucu hisler belirince bana İslamdan bahseden
bir kart attı.Londra’ya döndüğünde bana KURAN’IN aslıyla,ingilizce tercümesini
hediye etti.KURAN’ın ve Müslümanların inancı hakkında dikrim yoktu.bazen
Müslümanlara MUHAMMEDİLER diyorlardı.
Bu tıpkı Hristiyanların gibi müslümanlarında Hz.Muhammed’e taptıkları
intibaını veriyordu.Kuran’ı okumadan önce böyle düşünüyordum ve İslamın
Avrupadaki görüntüsü hastalık ve felakete benziyordu.Daha sonra onu okumadan
hakkında hüküm vermemeye karar verdim.Kuran’la karşılaşıncaya kadar hayatın
amacı bir sırdı benim için,hayatı herşeyi düzenleyen bir hakimin varlığına
inanıyordum,kimdi bu görünmeyen sanatkar?
Pek çok manevi-ruhi yollardan geçmiştim,fakat hiçbiri beni
doyurmamıştı.Kuran’ı okumaya başladığımda hayretim arttı.Gittikçe huzura
dalıyordum.Çünkü o alemlere hakim olan tek bir Allah’ın adıyla
başlıyordu.okudukça KURAN’ın herhangi başka kitaplardan farklı olduğunu anlamaya
başladım.her kitabın bir yazarı olur bu kitabı kimin yazdığını merak ettim.Tabii
ki Kuran beşeri bir yazarın yazabileceğinden yüksek seviyedeydi.1,5 seneden
fazla durmadan okudum ve bu süre içinde hiçbir müslümanla karşılaşmadım.
KURAN’ın mesajı içinde boğulup kalmıştım ve şu karara vardım:”önümde 2 tercih
vardı:ya kendimi tamamen teslim edecektim veya kendi müzikli yolumda
yürüyecektim.benim için birtek seçim yolunun müslüman olmak olduğunu anladım”iş
bukadar kolay değildi.çünkü yükümlü olduğum esaslar ve hükümler hakkında daha
fazla bilgiye muhtaçtım.geçiş dönemi diye adlandırdığım 1,5 yıllık bir süre
aktı.Bu dönemde İslam hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya gayret ettim.
O sıralarda Londra Reqent’s parkta bir caminin varlığını duydum.İmamı ile
tanışarak kelime-i şahadet getirdim,namaz,oruç ve zekat vecibelerimi yerine
getirmeye başladım.Londra’daki müslüman kardeşlerimin arasına katıldım.Her türlü
müzik aletinin haram olduğunu öğrenince,müziği bıraktım.Şimdi İSLAM’I yaşıyorum
ve huzur içindeyim